Avatar 2045 Ölümsüzlük Projesi Nedir… New Media Stars dev medya şirketinin patronu, 32 yaşındaki Rus milyarderi Dmitry Itskov, Şubat 2011’de, (beyin-makine arayüzleri, robotik

Avatar 2045 Ölümsüzlük Projesi Nedir… New Media Stars dev medya şirketinin patronu, 32 yaşındaki Rus milyarderi Dmitry Itskov, Şubat 2011’de, (beyin-makine arayüzleri, robotik ve yapay organ geliştirme üzerine çalışan Rus bilim adamlarının da katılımıyla) Russia 2045 Social Movement and Immortality Corporation’ı (Rusya 2045 Sosyal Hareketi ve Ölümsüzlük Şirketi) kurdu. 2045 Initiative adını alan bu mega-bilimsel projenin amacı şöyle tanımlandı:

İnsanın ömrünü ve kabiliyetlerini radikal şekilde artırmak için sibernetik teknolojilerin geliştirilmesi.
Yeni bir insani paradigma inşa edilmesi.

Hareketin manifestosunda, günümüzde insanlığın evrimi devam ettirmek için gerekli olan rehberlikten tamamen yoksun olduğu, halihazırdaki teknoloji ne ölçüde ilerlemiş olursa olsun bedenlerimize hapsolduğumuz müddetçe hastalıklar ve ölümden kurtulamayacağımız, bu nedenle teknolojik ilerlemenin yepyeni bir hayat formunu netice verecek şekilde yönlendirilmesi için yeni bir ideolojik paradigmaya ihtiyaç olduğu, bunun da bizi insanın artık sadece çevresini değil bizatihi kendisini de yeniden inşa edeceği bir bilimsel ve teknolojik devrime götüreceğinden bahsediliyor. Bunun yolu olarak da yapay bir insan bedeni prototipinin inşa edilmesi gösteriliyor. Bu şekilde her şey kökten değişmiş olacak.

Bu beden sadece biyolojik bedeni ikame etmeyecek, ondan daha da mükemmel olacak, gerekirse yüksek sıcaklık ve basınca, radyasyona dayanacak, oksijene ve gıdaya ihtiyaç duymayacak, hatta nöral arayüzlerle bir kişi birçok bedeni aynı anda kontrol edebilecek vs. vs. Ve bu mekanik bir bedenin inşasının ötesinde insanlığı entelektüel, ahlaki, fiziksel, zihni ve spiritüel gelişimine yön verecek yeni bir teknoloji, değerler ve dünya görüşü sistemi ortaya çıkaracak.

Projenin Evreleri

Proje Rusya ve Amerika’da, yapay organlar ve canlı sistemlerin bilgisayar modellerini yapması hedeflenen araştırma merkezleri kurmayı ve buralarda 30 sene içinde yapay bir beyin üretmeyi hedefliyor. İnsanın kişiliğini biyolojik olmayan bir taşıyıcıya naklederek, ömrü uzatmayı hatta ölümsüzlüğe ulaşmayı planlıyorlar.

Bu proje 4 aşamada gerçekleştirilecek. Avatar Projesi kademeli olarak şu şekilde belirtilmiş.

Avatar A – 2015-2020 – Beyin kontrolü ile yönetilen insan vücutlu robot kullanımı. (BCI: Brain-Computer-Interface)
Avatar B – 2020-2025 – Ölen insanın beyni avatara nakledilecek.
Avatar C – 2030-2035 – Ölen insanın tüm kişiliği yapay bir beyin sayesinde avatara transfer edilebilecek. Böylece herkese sibernetik ölümsüzlük yolu açılmış olacak, insanda zaten baştan aşağı dönüşmüş olacak.
Avatar D – 2040-2045 – (ilk e-insan) Hologram şeklinde avatar (nam-ı diğer yapay ruh). Böylece yeni çağ başlayacak! Her şekle girebilecek, maddeden bağımsız (bir nevi ana merkeze bağlı) hologramlar artık icap ederse gezegenlere, uzaya, her yere gidebilecek.

Sorunlar var mı ?

Tabiki bazı sorunlar bu ortamda bilim adamlarının karşısına çıkıyor. Bunlarda biride parkinson ve ya alzeimer gibi genetik hastalıklara sahip beyinleri Avatar’lara aktarıldığı zaman nasıl bir tepkiyle karşılacağız. Alzeimer olan fakat ölmeyen hologram bir beyin. Hastalığın son evresinde hatırlama, düşünme gibi faliyeti yok, biolojik bir beden de olsa nefes alma konumlarını bile gönderemeyecek ve bedenin ölmesine neden olacak. Hologram ortamda bozulmayan ama hiç bir işlem yapmayan ve sürekli açık olan bir bilgisayar gibi.

Sonuç olarak günümüzde neredeyse Avatar A projesi gerçekleşti diyebiliriz. Sadece beyinden gelen komutlarla robotik kolları bacakları hareket ettirebiliyoruz. Aklımızdan geçirdiğimiz bir şeyi bir cihaz sesli söyleyebiliyor. Diğer evreler her ne kadar uçuk olsada bu projenin gerçekleşmesi bir İnsanlık Kıyameti olarak görülebilir.

Avatar ve C Planı

Oktan Keleş, C Planı hakkında kitabında aşağıda geçen pasajı aktarıyordu:

Yeni Dünya Düzencileri “C PLANI’NI” devreye sokacaklardır.

Rusya yeniden bir kutup seçilmeli.

Dünya iki kutuplu olmalı.

Daha sonra Rusya, AB, ABD ve küresel güçler birleşip Tanrı ve Tanrısızlar Savaşı’nı tetiklemektir.

Burada Tanrılılar kutbunda Hıristiyan, Musevi ve Müslümanlar; Tanrısızlar kutbunda ise Çin ve Hindistan yer alacaktır.

Müslümanlara bu davada ileri uç askerlik yaptırılacak ve bu savaşta Hıristiyanlar ve Museviler egemenliklerini kurup İslam’ı da böylelikle eritmek -sözde- isteyeceklerdir.

Kod: Tanrı öldü.

Büyük Orta Doğu projesi Tanrılılar arası savaşı;

C Planı Tanrısızlarla Tanrılılar arası savaşı temsil ediyor.

Şimdiden uyanık olmak, bu doktrini iyi algılamak gerekir.”

2045 Vakfı’nın, kendini kurumsal açıdan, yukarıda geçen plana göre konumlandırdığı hissediliyor. Rusya, uzun zamandan beri ileri teknolojiler adına öncü hamleler yapamaz iken, yeni devrin şartlarına da uygun olarak liberal görünümlü –bir dolar milyarderinin şahsi tasarrufunda gibi görünen- Avatar 2045 Projesi ile en ileri teknolojiler ile bağlantısını ortaya koydu. Singularity Perspektifinden bakılırsa, şimdiden iki kutuptan biri oldu. Diğer yandan Uzakdoğu ile kendini aşılarken, singulariteryen fikirler adına metafizik kanattan devşirmeler de yapıyor. Dalai Lama, Pilot Baba gibi isimler ilk ve öncü olmalarının haricinde, kendi cenahları adına bir propaganda aracı konumundalar. Dalai Lama, konuşurken sadece kendi inancını tahrip etmiyor, “din” , “inanç” gibi çok genel kelimeler/kavramlar çerçevesinde tüm inançlar adına teslimiyet bayrağını çekmeye çalışıyor. Bu yönüyle de özellikle Hindistan’ın uzun vadede ters köşeden, yani metafizik cenahtan bir taraf olacağını öngörmek zor değil.

Ben Goertzel ve Hugo De Garis

Ben Goertzel ve Hugo De Garis

Çin’in AGI (Yapay Genel Zekâ) araştırmalarına her yıl artan katkısını da hesaba kattığımızda, C Planı’ndaki bir diğer parçaya daha ulaşmış oluyoruz. Özellikle Ben Goertzel ve Hugo De Garis gibi bazı AGİ araştırmacıları için Çin’in şimdiden ikinci bir vatan hükmüne geçtiğini söyleyebiliriz.

Sonuç olarak: C Planı’nın sahipleri ile Singularity ve Avatar Projelerinin sahiplerinin aynı kişiler olduğunu düşünmek adına çok sayıda nesnel sebebe sahibiz.

Avatar’ın Manası 

Avatar kelime olarak Sanskritçe kökenli ve manası ise: “Düşmüş Tanrı”. Daha çok düşmek yerine “inme” tabiri de tercih edilebilir. Aynı zamanda bu kelime, Vishnu isimli tanrının geri dönüşleri ve reenkarnasyonu için de kullanılıyor. Bu yönüyle bir nevi mesih inancını da andırıyor. Yani kelimede, bakış açısına göre yüksekten inmenin travmasını görmek de; mesih’üd deccal’in (yalancı mesih/deccal) kokusunu almak da mümkün.

Şeytan, mutlaka insanı kendi düşüşüne de ortak etmek istiyor. Kendi bedenini külliyen reddetme fikri de, içinde böyle bir düşüşü/isyanı barındırıyor. Yani ahsen-i takvim’de yaratılan insanın, kendi ruhu için seçilen libası, bir Avatar için terk etme hikayesi aynı zamanda bir isyana/düşüşe azmettirme hikayesidir. “Avatar” kelimesinin manası ve 2045 organizasyonunun, bu kelimenin kökeni olan bölge ülkeleri ve inaçları ile ilişkileri bu açıdan kayda değer bir veri teşkil ediyor.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)




Facebook Yorumları